Sağlık Bilgileri

Uzmanlardan sağlık bilgileri

  • Ana Sayfa
    Ana Sayfa Sitedeki tüm iletilerine buradan bakabilirsiniz.
  • Kategoriler
    Kategoriler Bu blogun bağlı olduğu kategorilerin listesini görüntüler.
  • Etiketler
    Etiketler Blog kullanmakta olan etiketleri gösterir.
  • Yazarlar
    Yazarlar Blog sitesinde favori yazarı arayın
  • Takım Blogları
    Takım Blogları Burada favori takımları bulun
  • Giriş
    Login Login form

Pankreas kanseri

- Yazar: Tarih: Konu: Genel Cerrahi
  • Yazı boyutu: Büyük Daha küçük
  • Ziyaret: 9773
  • Bu iletiye abone ol
  • Yazdır

Pankreas anatomisi ve başlıca görevleri

Pankreas karın boşluğunun üst tarafında, omurganın ve kalpten gelen kanı vücuda dağıtan en büyük atar damarın (aorta) hemen ön kısmında yerleşmiş, 15-20 cm uzunluğunda 60-100 gr ağırlığında bir organdır. “Baş”, “Boyun”, “Gövde” ve “Kuyruk” olmak üzere dört bölümden oluşmaktadır. Pankreasın içinde, bu organı kuyruktan başa kadar, boydan boya kat eden ve safra kanalıyla birleştikten sonra onikiparmak bağırsağına (duodenum) boşalan bir kanal bulunmaktadır. Ön kısmı tamamen mide, onikiparmak bağırsağı ve kalın bağırsakla (kolon) kapalıdır ve dalağa kadar uzanmaktadır. Vücudun en önemli salgı bezlerinden birisi olarak, gıda maddelerinin sindiriminde (dış salgı: karbonhidrat, yağ ve proteinleri parçalayan enzimler) ve kan şekerinin dengelenmesinde (iç salgı: insülin, glukagon gibi hormonlar ) önemli rol oynamaktadır.

Pankreas kanseri çeşitleri

Eksokrin tümörler: Pankreas içindeki kanalları döşeyen ve/veya salgı yapan hücrelerden kaynaklanan tümör gelişimine denir. Bütün pankreas tümörlerinin 98% ini kapsar. Bunlar arasında en sık görülenler genel olarak adenokarsinom olarak adlandırılırlar ve kanser hücrelerinin köklerine göre kategorize edilirler (duktal adenokarsinom, kistadenokarsinom, vs.).
Nöroendokrin tümörler: Pankreasın daha nadir görülen tümör cinsleri pankreastaki hormon salgılayan hücrelerden (Langerhans adacıkları) kaynaklanan tümörlerdir.
Kistik tümörler: Pankreasın içindeki kanalların değişik sebeplerden dolayı genişlemesinden gelişen kistik tümörlerin belli bir oranı, genellikle yavaş büyüyen kistadenokarsinom olarak karşımıza çıkarlar. Bilhassa gövde ve kuyruk kısmında görülen bu kanser tipi yavaş büyüdüğü için uzun müddet

Risk faktörleri

Pankreas kanserinin sebebi tamamen bilinmemektedir. Hastalık sadece bir sebebe dayalı olarak gelişmemekle birlikte, daha çok, organın birden fazla faktörden aynı zamanda etkilenmesinden kaynaklanmaktadır (multifaktöriel). Risk faktörlerinin başında sigara ve obezite gelmektedir. Hastaların hemen hemen %30’unda pankreas kanserinin nedeni sigara kullanımıdır. Yine, alkol kullanımı da kronik pankreatit diye adlandırılan pankreas iltaplanması sonucu, kanserin oluşmasında büyük rol oynar. Erişkin tip şeker hastalığına bağlı pankreas kanseri ise tartışmalıdır. Çok az sayıda hastada irsi olarak pankreas kanseri gelişebilir. Bunun yanısıra bazı kimyasal maddeler de hastalığın gelişmesinde rol oynamaktadır. Pankreas kanseri erkeklerde kadınlardan daha sık görülmekte olup risk yaşla birlikte artar. Ortalama yaş erkeklerde 63, kadınlarda ise 67’dir.

Belirtileri

Pankreas kanserinin belirtileri, tümörün lokalizasyonuna göre değişmektedir. Bazı belirtiler, kanserin durumuna göre ön plana çıkmaktadır. Pankreas başı kanserlerinde ve pankreas kanalının ince bağırsağa birleştiği kısımdaki (periampuller) kanserlerde sarılık birinci belirti olarak ortaya çıkar. Pankreas gövdesi tümörlerinde ise ilk belirti genellikle ağrıdır. Pankreas kanserlerindeki ön planda olan üç belirti: ağrı, sarılık ve kilo kaybıdır. Buna ek olarak iştah kaybı, bulantı-kusma, halsizlik, yorgunluk, ishal, sindirim zorluğu, sırt ağrısı,  dışkılamanın renginin çok açık olması, aniden ortaya çıkan şeker hastalığı ortaya çıkabilir. Sarılık en sık ve en erken ortaya çıkan belirtidir. Başlangıçta gözlerde ortaya çıkar, daha sonra ciltde sararma oluşur. Bu belirtileri takiben idrar renginin koyulaşması (çay renkli idrar) ve  dışkının açık renk alması gelişir. Sarılığın nedeni, karaciğerde üretilen bilirubin maddesinin, pankreas kanseri tarafından safra yolunun tıkanması sonucunda, onikiparmak bağırsağına olan akımının engellenmesidir.

Tanı

Pankreas kanserinin teşhisinde doktorun, kişinin hastalık hikayesinden ve belirttiği şikayetlerden dolayı, bu hastalığın varlığından şüphelenmesi ve gerekli tetkikleri öngörmesi önemlidir. Bu amaçla aşağıdaki incelemeler yapılmalıdır:


Laboratuvar tetkikleri: Serum bilirubini, alkalen fosfataz, karaciğer transaminazları ile CEA ve CA 19-9  gibi tümör belirteçleri. İdrarda bilirubin pozitifliği.
Ultrasonografi: İlk başvurulacak inceleme yöntemidir. Pankreasta sert ya da kistik kitle varlığı, kitlenin boyutu, kitlenin diğer çevre yapılarla olan ilişkisi ve damarsal yapılara olan yakınlığı hakkında bilgi verir.


Bilgisayarlı tomografi (BT) ve manyetik rezonans görüntüleme (MR): BT kontrast ilaç verilerek çekildiğinde pankreas tümörleri hakkında çok önemli bilgiler verir. Yaklaşık %95 ve üzerinde tanı koydurucu özelliği vardır. MR görüntüleme aynı şekilde tümörün ayırıcı tanısında önemlidir. Bu iki inceleme gerektiğinde birlikte kullanılarak hastaya verilecek ameliyat kararı için doğru sonuçlara ulaşılmasını ve tümörün evrelemesinin doğru yapılmasını sağlarlar.


ERCP: Endoskopik yöntemle pankreas kanalına kontrast madde verilerek pankreas kanalı görüntülenir. ERCP teşhisten çok pankreastaki tümörün safra yollarına bası yaparak tıkaması sonrasında oluşan sarılığın tedavi edilmesi amacıyla kullanılan bir yöntemdir.  


Tümör dokusundan örnek alınması (Biyopsi): Pankreasta bir kitle saptandığında kesin teşhis ve tümör cinsinin anlaşılması amacıyla doku örneği alınması gerekir. Bu aynı zamanda daha sonra uygulanacak olan ilaç tedavisinin seçiminde de yardımcı olur.

Evreleme

Pankreas kanseri tedavisinde en uygun yaklaşımı saptamak amacıyla öncelikle tümör evrelemesinin yapılması (tümörün ne kadar büyüdüğünün ve komşu ve uzak organlara yayılım derecesinin saptanması) gerekir. Çünkü pankreas kanser tedavisinde uygulanacak tedavi yöntemleri kanserin evresine bağlı olarak değişir.


Evre 1: Tümör pankreas dışına sıçramamıştır
Evre 2: Tümör pankreasın sınırları dışına çıkmış, komşu dokulara, organlara ve lenf düğümlerine sıçramıştır.
Evre 3: Tümör pankreas dışına, yanındaki dokulara, organlara ve lenf düğümlerine sıçramış,
pankreasın etrafındaki büyük kan damarlarına da yayılmıştır.
Evre 4: Pankreasın dışına, karaciğer gibi uzak yerlere sıçramıştır.

Tedavi yöntemleri

Pankreas kanserinde tümör hangi bölgesinde olursa olsun, esas ve en iyi sonuçların alınıldığı tedavi yöntemi cerrahidir. Tüm kanserlerde olduğu gibi, burada da ameliyat neticelerinin iyi olabilmesi için kanserin erken teşhis edilmiş olması en önemli unsurdur. Ameliyat sonrası yaşam süresi, pankreas kanserinin erken veya geç teşhis edilmesine bağlı olarak değişir.

Cerrahi tedavi: Hastalık ileri evrede olsa bile neoadjuvan tedavi ile hastalar ameliyat şansı yakalayabilmektedir. Kanser eğer ileri evre ise tedavi şansı hastanın ameliyat şansı ile doğrudan orantılıdır. Yani hasta bu evrede bile ameliyat olursa, yaşam süresi nispeten uzamaktadır... Lokal ileri dediğimiz kanserin damarlara ulaştığı vakalarda, gelişen tekniklerle, ameliyat, deneyimli merkezlerde mümkündür. Aşağıdaki durumlarda ise ameliyat şansı başlangıçta yoktur fakat önce kemoterapi görüp tümörün buna cevap verdiği durumlarda tekrar değerlendirme yapılabilir; 1) Ana atardamarın tamamının tutulduğu durumlar 2) Karaciğerin ana atardamarının tutulduğu durumlar 3) Bağırsakların yüzeyinin (mezosunun) tutulduğu durumlarda 4) çevre organlara yayılım olduğunda (karaciğer metastazı  gibi).Pankreas tümorlerinde yapılan ameliyatın ismi Whipple ameliyatıdır. Whipple yöntemiyle pankreas başı, midenin alt kısmı, 12 parmak bağırsağının tamamı, safra yollarının bu alana komşu bölümü ve pankreasdan dren olan etraf lenf bezleri blok halinde komple çıkartılmaktadır. Pankreas kanserinin cerrahi tedavisi (Whipple Ameliyatı) oldukça uzun süreli, çok çeşitli organların çıkartıldığı ve yeniden devamlılığın sağlandığı bu ameliyat sırasında veya kısa süre sonrasında hastanın ölüm (mortalite) veya kanama olması, sindirim sisteminin devamlılığını sağlamak için yapılan dikişlerden kaçak olması (fistül) gibi kötü durumlarla (morbidite) karşılaşılabilmektedir. Dünyada genel olarak kabul edilen ölüm oranı %5 ve altındaki orandır. Yine ameliyat sonrasında ortaya çıkan komplikasyonlar için kabul edilen oran %15-20’dir. Bu oranlar özellikle cerrahın tecrübesi ve ameliyatın gerçekleştirildiği merkezin imkanları ile orantılıdır.


Tümörün evresiyle alakalı olarak gelişen komplikasyonlarda (aşırı sarılık, bağırsakların tıkanması, vs.) ve tüm tümör kitlelerini cerrahi yöntemle alma imkanı olmayan hastalarda palyatif cerrahi yöntemler (Bypass ameliyatları –kalp ile alakalı değil-) ugulanır.


Kanserin pankreas gövdesi veya kuyruk kısmında olması durumunda, pankreasın baş kısmının haricinde kalan bölümler alınabilir. Sadece gövde kısmında olan bir kitlelerde ise, pankreasın kısmen kitleyi taşıyan gövde bölümü (pankreas-orta-rezeksiyonu) alınabilir.

Radyoterapi: Radyasyon ile tümör hücrelerinin öldürülmesine ve tümörün küçültülmesine çalışılır. Cerrahi girişim öncesinde veya sonrasında uygulanabilir. Vücut dışından uygulanabileceği gibi bazen tümör yakınına koyulan radyoaktif çekirdeklerle vücut içinden de yapılabilir.

Kemoterapi: Burada kansere karşı etkili ilaçlar ile kanser hücrelerinin öldürülmesi veya çoğalımlarının durdurulmasına çalışılır. Cerrahi tedavi şansı olan hastalarda kemoterapi cerrahi tedavi öncesinde veya sonrasında verilebilir. Cerrahi tedavi şansı olmayan hastalarda günümüzde tek geçerli tedavi şansı kemoterapidir. Kemoterapi ve radyoterapi birlikte uygulandığında daha iyi sonuç alınabilir.

Yaşam Süresi (Prognoz)

Erkekler için 5 yıl yaşam süresi 6,4% ile kadınlardan 7,6% daha düşük. Kanserden tamamen iyileşme oranı (kür oranı) bilhassa tümörün erken teşhisiyle bağlantılı. Pankreas kanseri olan hastaların sadece 15-20% oranında tümör komple alınabiliyor. Kür olan hastaların 5 yıl yaşam süresi 22% ile 37% lere kadar çıkabiliyor. İleri evredeki tümörlerdeki yaşam süresi daha kötü; bu hastalardaki 5 yıl yaşam süresi sadece 0,2-0,4%.

Prof. Dr. med. Dr. med. habil. Süleyman Yedibela

Bu iletiye puan ver:
  • Henüz yorum yok. İlk yorum gönderen siz olun

Yorumunuzu bırakın

Misafir
Misafir Çarşamba, 20 Eylül 2017

Üye bilgileri artık cebinizde



Bulanzi!Bulanzi!